Tüm babalar için sosyal medya ve akıllı telefon öğütleri!

babam
Bu yazıya uygun fotoğraf bulamadığım için babamın ve kayın pederimin fotoğrafını kullanmak zorunda kaldım. Umarım azar işitmem.

Ey baba!

Sosyal medya ve akıllı telefon kullanmada yenisin, bundan sonra Instagram bize, Facebook sana! Twitter bize WhatsApp sana! Delirmeceler bize düşer; azarlamalar sana… Beğenmek bize düşer; aynı kareyi üçer beşer kez paylaşmak sana!

Ey baba!

Yükün ağır, işin çetin gücün parmağında! Allah (CC.) yardımcın olsun. Akıllı telefonunu mübarek kılsın. Hak yolundaki paylaşımların bol bol “beğen” ve yorum alsın. Profilin parıldasın ve çok insana ulaşsın!

Sen ve arkadaşların mesaj bombardımanları ile bizim gibi evlatlar da katlanma ve “bitsin artık” niyazlarıyla hemhal oluyoruz – olacağız!

Ey baba!

Bilgili, tecrübeli ve her şeyden önce babasın ama bunları nerede nasıl kullanacağını bilmezsen takipçilerin sabah rüzgârları gibi meçhule eser, muhalifin ve takipçin bir olur, ayrı WhatsApp gurupları kurup sana haber bile vermezler. Bunun için daima sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir baba sabretmesini bilmelidir velev ki hoşlanmadığın bir paylaşımımız olur sayfayı hızla aşağı doğru kaydırmak senin şanındandır. Vaktinden önce çiçek açmaz bir paylaşımın beğeni almadıysa daha pişmesi lazım demektir.

Ey baba!

İnsanlar vardır şafak vaktinde profil oluşturur, akşam ezanında meçhule karışırlar. 4GB kota senin düşündüğün gibi büyük değildir. Bütün paylaştığın videolar, yüksek çözünürlüklü resimler suya atılan ilaçlar gibi kotanı hızla eritip giderler.

Ey baba!

Şu üç kişiye acı; internet kotası bitene, kaliteli de olsa paylaşımları yorum ve beğeni almayana, WhatsApp’ta yazdıkları araya kaynayana.

Şu üç şeyden kaçın; evin içinde güneş gözlüklü özçekimden, aynı fotoğraf ya da yazının altındaki paylaş butonuna üç bin milyon kere basmaktan, yazılarını otomatik düzelten telefon klavyesinden!

Şu üç kimseye güvenme; her yazdığının altına “çok güzel” yazana, emeğine sağlık diyene, yorum yapmak yerine yağ yakana!

Ey baba!

“Telefonun neden elinden düşmüyor” sorusunu bana soranken şimdi bu soruyu benim sana sorabildiğim için rabbime şükrederim. Empati yapabilmen ve “yeni nesil” ile bir nebze aynı noktada buluşabilmen gözlerimi yaşartmıyor değil ama Allah aşkına artık düşsün şu telefon elinden.

Mahsus selam eder ellerinden öperim.

Dipnot: Bu yazıya ilham kaynağı olan Şeyh Edebali hazretlerini rahmetle yâd ediyorum. Daha uzatmak isterdim ama uzun yazılar pek okunmuyor bunu da unutma baba.

Enes Ali

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir