Sosyal Medyadan İlginç Kareler

Sosyal Medyadan İlginç Kareler

Sosyal medyada gezindiğim sıralarda görüp de beğendiğim kareleri bu galeride topladım. Resimlerin orjinal boyutları için üzerine tıklayınız.

Vogue türban veyahut islamcı moda dergileri

voguturban

İlk not: Bu yazıyı ilk yazdığım 25 ocak 2011 tarihinde henüz muhafazakar kadınlara (muhafazalık neyimiz kaldıysa artık) yönelik islamcı moda dergileri yoktu. O sebeple bu yazı Vogue dergisini toplum içerisinde okuyan türbanlı kimselere yönelik bir eleştiri yazısıydı. Bugün geldiğimiz noktada Vogue dergisi bu yazının niteliği değil sadece günah keçisi sayılabilir. Eleştirilerinizi zevkle dinlemeye de hazırım.

Artık bir moda dergisinden çok bir “hayat tarzı” yansıtma aracı olarak lanse edilen ünlü Vogue dergisini bilirsiniz. Geçtiğimiz yıl Vogue iyi eğitimli, ecnebi dili olan “beyaz Türkler” e bir gol atarak Türkiye’de yayına başladı. Hani klasik “burası Türkçe olmasın, buraya da çoban dolmasın” eylemcileri vardı ya işte onlaradır sözüm azıcık. Tabi dergi Türkiye’de yayınlanmaya başladıktan sonra artık İETT otobüslerinde dahi rastlanır oldu. Fena mı oldu? Hayır, neden olsun ki? Beyaz Türk’lerin endişeleri zencilerin doğurduğu handikaplar umurumda bile değil!

Vogue kendi alanında oldukça iyi, bir fenomen, moda sembolü, kültürlülük ve çağdaşlık ikonu biraz da… Vogue okuyan insan (ya da en azından açıktan okuyan insan) güzel giyinmiş olmalıdır, rüküş olmamalıdır, absürt hiç durmamalıdır. Zira ortaya “eşeğe altın semer” durumu çıkıyor ki son derece eğlencelidir şehir sokaklarındaki göbeğini kaşımayanlar için!

Tabi amacım Vogue eleştirisi vs. yapmak değil. Modadan çakmam, moda dergileri, blogları vs. pek ilgimi çekmez. Benim ilgi alanıma giren Vogue dergisini alıp bir kafede veyahut topluma açık bir alanda kasıla, kasıla okuyan türbanlı (başörtülü demiyorum dikkat) hatunların “öküzleşme Sendromu”na yakalanmama sebep oldukları o “alakasız” ilgileri.

Mektubum sanadır okuduğu Vogue ile “Hayat Tarzı”nı ve “Kültür Seviyesi”ni gözüme, gözüme sokan değerli “kimlik” temsilcisi, üniversite kapılarında coplanan sevgili BACIM. Merakımı ve cehaletimi mazur gör zira sırf bilmediğim için tüm bu sorular. Daha yazıma başlarken Vogue hakkında verdiğim teknik bilgilere bakarak sormak isterim; Vogue senin hangi hayatını temsil ediyor? Giyindiğin şeklini mi, giyinmek isteyip de babandan yahut kocandan korktuğun için iç geçirdiğin özlemlerini mi? Ya da biraz hüsnü zan ile yaklaşıp şöyle bir soru çıkartayım; o birbirinden transparan, dişiliği ön plana çıkaran moda harikalarını türbanınla bütünleştirip yeni bir jargon mu çıkarma telaşındasın? Sahi hangi bikiniyi daha çok beğendin? Beş yıldızlı “yeşil” otellerin plajlarında hangisini giyinmek istersin?

Sahi unutmuşum zaten kendi modanı çoktan yarattığın ve birbirinden değerli tuniklerinin yerine giymeye başladığın trençkotlar, envai pabuçlar, muhteşem Jeanlar… Hepsi Vogue sayesinde ilham oluyor kalbine öyle değil mi? Ama sevgili türbanlı bacım şunu asla unutma ki o ilhamı kalbine getiren meleğin(!) hammaddesi nur değil! Sen birbirinden dikkat çekici, cazip, şık ve başındaki örtüyü takmayanlara taş çıkartan kendi modanı yaratan cesur kızsın ve yürekleri gerçekten hoplatıyorsun giyinik göründüğün halde! Üzerine dönen nazarlara mutlu oluyorsun değil mi bir taraftan da inandığın yaratıcının emirlerini yerine getiriyor olmanın huzurunu tadarak?

Denizin altından akan nehir

Bu inanılmaz görüntüler profesyonel dalgıç Anatoly Beloshchin tarafından çekildi. Usta dalgıç, Meksika sularının derinlerinde yer alan Cenote Angelita mağarasında yaptığı keşif dalışında bu inalımaz görüntüleri elde etti. Denizin ortalama 60 metre derinliğinde akan bu nehir gerçekten görenleri hayrete düşürüyor. ‘Doğa ne ilginç bir oluşum’ dedirten bu manzarayı Anatoly Beloshchin şöyle tarif ediyor: ‘Önce suyun 30 metre derinliğine indim. Bu bölümde tatlı su vardı. Sonra 60 metre derine indiğimde suyun gittikçe tuzlu bir hal aldığını gördüm. Altımda bir nehir akıyordu. Hem de suyun içinde. Bu akan nehir aslında hidrojen sülfür tabakasıydı. Bu deneyimi herkesin tatmasını isterdim…’