Aşk akıyor gözlerimden

Aşk akıyor gözlerimden

Sessizce değiyorum yüreğine
dalarken hayata usulca
pörsümüş sevdalar taşıyorum yarınlara
sessizliğe salıyorum gözyaşlarımı
aşk akıyor gözlerimden
damladıkça hayata
bir ah değiyor en derinden…
istanbul sensizliğe susuyor
her sokak hayalini kusuyor
yeniden…

ağlıyorum demeyeceğim sana
ağlamıyorum…
uzaklaşıyorum sevdandan
sessiz rotamda boğulurken
yanıyorum…

korkuyorum yüreğinden
hâlâ gözlerim aşk ıslaklığında
kaçıyorum kendimden…
kaçıyorsun benden…
utanıyorum…

klişe sevdalar taşıyorum ceplerimde
yaşıyorum… yaşlanıyorum
ellerimde bir demet sevda
bir tarafı yenik…
sokağa saçıyorum…

sen tanırsın beni
aşık olmayı becerebildiğim kadar
aşkı elimde tutmayı beceremiyorum
sokaklar çok dar…
yürüyemiyorum…

tahta bavulumda sana ait bir şey
bıkmadan taşıyorum…
aşk akıyor gözlerimden…
sensizliği yaşıyorum…
yaşlanıyor sensizliğim…
kendimden kaçıyorum
kaçıyorsun benden…

Enes Ali

Şiir / Şehir

Şiir / Şehir

ozgurlukten_kacis_4
-kendimden kaçışıma ithaftır…

pişmanlığın kokusu sarmış yine heryeri
bir kadının köşede kalıyorsa hisleri
bir adamın iki yana düşüverdi elleri
pişmanlığın kokusu sarmış yine heryeri
şehrin solungaçları zehir solumuş gibi
öksürüklü sevdalar taşıyor yarınlara
etkisini yitirmiş keskin bir derman gibi
basılması faydasız o derin yaralara
güller açmaz şehrimde gittiğin günden beri
bir kanadı kırılmış imdada gelmez peri
ben hala yaması sökük garip serseri
pişmanlığın kokusu sarmış yine her yeri…

31-01-2010

sokak_lambalari_nettekeyif.net_
bu şehre bir haller oldu
sen gittiğin günden beri…
istanbul…
sensizliği taşımıyor… taşıyamıyor!
her an artık zemheri…
kokun sarmış yıldızları
yıldızlar marmaraya sarılmış
ışığı kırılmış sokak lambalarının
ta dibinden kırılmış…
sensiz yürüyorum sokaklarda…
bedenin bu şehirde olsa ne çıkar
ben ruhunu kaybettim son vedalarda
bu şehre bir haller oldu
sen gittin gideli…
hasret mi aşkın bedeli!..

07-02-2010
387729-sokak-lambasi (1)

sen gittiğin gün
soğuk bir kalabalığın içinde
yürürken buldum kendimi
“buldum” dediğime bakma yine de!
şehrin kaldırımlarına düşmek geldi içimden
bir daha geçtim kendimden
bir küfür savurmak istedim martılara
kıyamadım!
ağlamak bile gelmedi elimden…
destansı yalanlar taşıyordu kalbim
hıçkıramadım…
sen gittiğin günün ertesi
kaypak bir gün doğmuştu istanbulda
hay aksi!
“doğdu” dediğime bakma!
hiçbir doğum senin gidişinin sancısını taşıyamazdı
bu şehri sensiz bırakma!
bu şehir sensiz nefes alamazdı!
gittin ya… şehir yıkılsa bile
artık takma!

08-02-2010

2880928-masal-gibi-bir-sokak

yakışmıyor istanbula sensizlik
sana da istanbulsuzluk…
bedeninin şehirde olması umrumda değil!
demiştim…
yemin olsun ki;
koşulmuş ve kovulmuş düşlere
sen görmeyeceksin belki
belki hiç bilmeyeceksin
ahirete değin öğrenmeyeceksin
sensizlik istanbulun her yanına sinmiş
şimdi istanbul
kasvetli ve kesif bir perdenin ardına gizlenmiş
sanki…
düşmüş elleri iki yana
sana yeniden kucak açmaya niyetlenmiş
ama acım düşmüş aklına
acımış bana!
bensiz sana sarılmaya cesaret edememiş
demiştim…
bu şehir en çok ikimize sarılmayı sever
bağrında eksiklik olursa
yüreğine sızı hücum eder
dinle!
bu şehre sensizlik hiç yakışmıyor
sen gittiğin o günden beri
düşmanım bu şehre!
bilir misin!
kişi sevdiğine nasıl düşman olurki?
nasıl karanlığın bile korktuğu bir hale düşer
aydınlık saçmaya yeminli çehre!
yürümüş ve yürütülmüş
çalınmış ve çaldırılmış
kanamış ve kanatılmış
her sevdanın üzerine yemin olsun ki…
nisan’ın o bulutsuz gününden beri
bu şehir acımasızca kuşatılmış
yakışıksız bir hal almış!
yakışmıyor bu şehre sensizlik

09-02-2010

Enes Ali

Bana bir resim çizsene anne -Şiir-

Bana bir resim çizsene anne -Şiir-

bana bir resim çizsene anne şiir

Bana bir resim çizsene anne
Umudu çiz mesela
Buram, buram sevinç koksun
Sonra ben sorayım ona
“ey umut neden bir varsın bir yoksun?”
Bana bir resim çizsene anne
Sevdayı çiz mesela
Tüm yalan aşkların gölgesinde
Soğuk bir evin içinde
İçimi ısıtan tek enerji olsun
Bana bir resim çizsene anne
Ellerini çiz yüreğini birde
Yüreğin nasıl bu kadar büyük oluyor anne
Nasıl sığıyor bu küçücük bedene?
Bana bir resim çizsene anne
Gözyaşını çizebilir misin mesela ?
Ağlatabilir misin en lacivert renkleri resim de
En derin hasretinde
Bana bir resim çizsene anne
Uçan balonlar taşıyan bir çocuk çiz
Tüm sevinçlerini gökyüzüne yollayan
Tüm renkler bulutlara armağan!
Bana bir resim çizsene anne
Sonra korkuyu çiz bir de eceli
Çekingenliği çiz…
Hüsranı çiz süren ebedi
Bana bir resim çiz anne
Bana yüreğini çiz
Yüreğinin içindeki tüm kırgınlıkları dargınlıkları
Pişmanlıkları armağan bırak bana
Yoksulluğu çerçevelet bırak masama!
Bana bir resim çiz anne
Bu düğümü çöz anne
Bu hayat ne böyle anne
Neden anne?

Enes Ali

Abaküs

Abaküs

Bu şiirin bende yeri çok özeldir. Net tarihini bulamamakla birlikte 2003 yılında yazdığımı anımsıyorum ki o zamanlar 19 yaşındaydım.

Abaküsün ilk boncuğundasın,
Sesler çıkarıyor, emekliyorsun.
Ailen mutlu…
İkinci boncuğu, üçüncü boncuğu,
beşinci boncuğu; hayat akmakta…
Hayat pencerenin kenarındasın
Bakmaktasın dışarıya…
Arkadaşların oyun oynamada,
Beni de belkeyin geliyorum diyorsun.
Çocukluk heyecanını bir kaç boncuk yaşıyorsun.
Şimdi okul çağındasın,
Hayat pencerenden bakıyorsun dışarıya;
Arkadaşlar okul yolunda…
Beni de bekleyin geliyorum diyorsun.
Birkaç boncuğu da okulda harcıyorsun.
Şimdi deli dolusun, delikanlı diyorlar sana,
Ay ne kadar da benziyorsun babana.
Hayat pencerenden dışarı bakıyorsun
Arkadaşlar eğlenmek için yolda
Beni de bekleyin geliyorum diyorsun.
Sonra yıllar akmakta…
Abaküste boncuk bir bir azalmakta…
Hayat pencerenin kenarındasın halâ,
Bir kaç boncuk öncesi damatlığın sırtında,
Ve şimdi ekmek derdi başladı biliyorsun
Hayat pencerenden bakıyorsun dışarıya
Arkadaşların şimdi ekmek derdine yolda,
Beni de bekleyin geliyorum diyorsun.
Sonra biraz duruyorsun
Bakıyorsun önüne sonra ardına
Abaküse takılıyor gözün sonra.
“Ulan çoğu gitmiş azı kalmış” diyorsun
Hayatın o kör ritmini orada anlıyorsun…
Çoluk çocuk derken şimdi torun var yolda,
Abaküste boncuk sonlara ulaşmakta…
Hayat pencerende şöyle bi duruyorsun,
Ve sonra tekrar dışarı bakıyorsun
Arkadaşların yok artık yolda…
“Ne çabuk” diyorsun.
Gözlerin takılıyor batan güneşe.
Kahroluyorsun…
Öteye gitmek için bir şey yok biliyorsun.
Ta uzaklarda mezarlar görüyorsun
Arkadaşlarını anımsıyorsun…
Beni de bekleyin geliyorum diyorsun…
Enes Ali

Bir gün Hatırlayacaksın

Bir gün Hatırlayacaksın

Bir gün hatırlayacaksın
Kahırla, azapla, nefretle de olsa
Hatırlayacaksın
Dudağında bir ıslık hazırlayacaksın
Sensizliğin şarkısını yüreğime nasıl kazıdıysam
Öyle mırıldanacaksın
Derin, içten, sessiz bir haykırışla
Keşkeler örtünce gecenin üzerini
Karanlıkta gezinecek ellerin
Tuttum sanacaksın hayat üzengisini
Yangından başka yok kaçacak yerin
Yanacaksın, tutuşacaksın alev alacaksın
Ama tütmeyecek dumanın
Dumanın… İstila edecek beynini…
Tarumar olmuş beynin ıslatacak gözlerini
İki damla yaş ya akıtacaksın ya akıtmayacaksın
Ama ağlayacaksın!
Anlayacaksın hayatın fırsatlardan ibaret olduğunu
Başka bir fırsatı seçmiş olman mutsuzluk olmasa da
Sen daha çok mutluluğu hak ettiğine inanacaksın
Hatırlayacaksın!
Nasıl sevildiğini, senin için bir yüreğin delindiğini
Unutamayacaksın gözlerinin içine bakamadığımı
Unutamayacaksın…
Semaya bir küfür salacaksın
Daha yere düşmeden altına yatacaksın!
Kırık, yenik, sökük…
Bir tarafın aksak akacaksın meçhule
Sen de anlayınca sevdanın değerini…
Değeri kalmayacak hiçbir şeyin
Geciken adalete sövecek sevdam
Adaletin koca bir yalandan ibaret olduğunu anlayacak
Kavgam yetişecek imdadıma
Alacağım onu sırtıma
Vuracağım kendimi yollara…
Lanet edeceğim yıllara!
Bir gün anlayacaksın…
Hayatın senden ibaret olmadığını
Başka insanları tanıdıkça
Sadece sıradan sayıldığını
Anlayacaksın!
Kanayacaksın!
Enes Ali

Ah Ankara…

Ah Ankara…

 

Ah Ankara!
Kara aşkların ak kenti…
Bir tarafta korkularım ulusta
Diğer yanda haykırdığım aşkım,
Kızılayda kalabalıktan duyulmayan
Deli sevdan!

Her gece yalnızlıktan
Derbeder bir yürek taşıyorum
Sensizliği gazaptan
Daha öte bir gazapla yaşıyorum

Gözlerim ıslaktı oysa
Yüksel caddesinde su akardı içime
Ağlardım içim ıslanırdı
Neredeyse yanılırdı takvimler
Yanardı Ankara
Ağlardı…

Artık yollarda aramıyorum seni…
Yalan söylemiş şarkıcı!
Takvimlerden çalınır gibi değilsin
Yaşayamıyorum hayalini!
Bu aşk ben de kiracı!

Ah Ankara!
Yeniden yürüyorum sokaklarında
Hayır! utanmıyorum
Ne varsa eski aşklara dair
Tümünü yakıyorum kale dibinde
Salıyorum burçlara yenilgi bayraklarını
Bu aşka kaçıncı yenilgim saymıyorum!
Ağlıyorum sadece…
Usulca ağlıyorum…

19 Ağustos 2007
Enes Ali

Bir Eylül şiiri

Bir Eylül şiiri

Söylesene eylül
Neden ateş rengisin
Yüreğimden mi aldın,
Doğuştan mı böylesin?

Hüzün kokun nereden?
Gözlerime mi değdin?
Yürüyüşün kahırlı
Beni mi takip ettin

Eylül saçların soluk
Gözümden düşen gazap
Sana mı değdi acep?
Aktı mı oluk oluk

Titriyor bak ellerin
Sözlerin acı dolu
Aşktan mı mahrum kaldın
Benden mi kaptın bunu

Bana mı acıyorsun
Dönde bir haline bak
İki büklüm olmuşsun
Gölgem mi anlamadım
Hayattan kaybolmuşsun

Nerede öptün beni
Nefesin de zehirden
Her derin alışında
Can sökülür yerinden

Sesine ne demeli
Ritmi sönük kalbinin
Aşktan mı yorgun düştü
Bu mudur ilk yenilgin?

Söylesene eylül
Neden böyle soluksun
Her hüzünde varsın da
Sevinçlerde hiç yoksun

Gülüşün bile külfet
Zehir dolu bir aştan
Durma da itiraf et
Senin yüreğin taştan!

Sen benim aynam mısın
Sen bensin ben sen miyim
Sen benim dünyam mısın
Asıl solan ben miyim?

Enes Ali Sevgi
2 Eylül 2010

Ey Can

eycan

Ey can
Aylardan eylül
Sokağım sensiz ağlamaklı olsa da
Ben senin için yıldızlardan
Sızılar topluyorum…
Durmadan koşuyorum ardından
Usulca…

Ey can
Mevsimlerden sonbahar
Enteresan! Ama ağaçlar yaprak dökmüyor
Su sızmıyor pınarlardan…
Bulutlar küsmüş bize…
Belli ki
Kızmışlar gidişine…
Korkusuzca…

Ey can
Hüzün kokuyor saatler
Yüreğim hüzün kokuyor
Hüzün kokuyor sokaklar
Eylül hüzün salıyor
Oysa ellerim eylüle müştak
Eylüle aşık oluyor
Yalnızca

Ey can
Akrep yelkovandan kaçıyor
Yelkovan kendinden kaçıyor
Eylül bitmesin istiyor dakikalar…
Faydasızca…

Ey can
Mevsimlerden sen
Aylardan eylül…
Susamış olsak ta düşlere
Olsun… kimin omuzu yenik düşmedi ki
Özlemlere…
Özlemler ağırca!

Ey can
Bak toprak susamış sevgiye
Yağmur sevgiye susamış
Güneş kendini yakmış ne diye…
Ay ve yıldızlar sevgisiz kalmış!
Bu hareket nereye?
Yavaşca!

Ey can
Bırak ağlasın alem…
Bu kadar gözyaşı temizler mi bunca kiri
Günahları yazmaya hangi kalem
Güç yetirdi. . kırıldı… her biri!
EY can! Gözlerin neden
Ağlamaklıca!

Enes Ali

2 Eylül 2007

Şiir bakışlı çocuk

Şiir bakışlı çocuk

Asmış ceketini yıldızlara
Bir elinde kalem var, bir elinde hüzün.
Şaşkın bakıyor
Hangisini sürse beyaz sayfalara
Kan fışkırıyor…

Şiir bakışlı çocuk
Sırtında mavi gocuk.

Bir kenarda üşümüş…
Hüznünün başını okşuyor usulca
Kalemi çoktan düşmüş…
Gözleri deryalarda
Yüreği hülyalarda…
Bulutlarla dövüşmüş…
Islanmıyor yağmurlarda!

Şiir bakışlı çocuk
Nereye bu yolculuk!

Rotasını çizmiş yalnızlıklara
Dümeni kırsa sağa sefalet
Sola kırsa felaket
Geriye dönülmez bu deryada!
Eyvah ilerde hüzün korsanları yol kesecekler
Kesin yenileceksin kavgada!
Hüzünsüz ne yaparsın düşünmeyecekler…
Hüznünü gasp edecekler sonunda!

Şiir bakışlı çocuk…
Gözleri boncuk, boncuk…

Şimdi yitik bir kentin etkisiz elemanı
Ne elinde hüznü var
Ne kan kusan dolma kalem
Bakışları bir şiire ram oldu olalı
Gözleri de bir âlem…
Sen! Bu kentte kalalı
Bir deliye daha kavuştu sokaklar
Hayat çok mu dar?

Şiir bakışlı çocuk
Burada neden durduk?!!

25 Eylül 2007
Enes Ali

Yaması söküldü acılarımın

Yaması söküldü acılarımın
Kanıyor
Damlıyor berduş gençliğimin üzerine
İntikamını alıyor
Hüzünden uzak yıllarımın
Elemlerim tutuyor ellerimden
Ellerim yanıyor!
Ne zaman cehennemden bir parça aldım ki
Aklım şaşıyor!
Kalakalıyorum pişmanlıkların ortasında
Hafif bir melodi duyuyor gibi oluyorum
Yanılıyorum!
Derinden bir gazap muştusu anımsıyorum!
Yaması söküldü acılarımın
Yanıyor!
Bıyıklarım yeni terliyor gibi
Delikanlı bir hasrete soyunuyorum
Sıçrıyor göğsümün yanar damarlarından!
Yaması sökük acılarım!
Yarım göz bakıyorum ömrüme
Uykuda yakalanmışım
Eyvah!
Bu ebabiller
Kızgın yemişler mi bırakacak heybeme
Ayık gezmiyorum artık,
Sevda sarhoşluğu değil bu!
Ayık kalmamanın meysiz çaresi!
Ben ve rüyalarım
Tam koro sarhoşluğa yattık!
Bu da işin semeresi
Yaması sökük acılarımın,
Yarım ıslık geziyorum sokaklarda
Laf atıyorum gençliğime
‘ulan’ diyorum ‘ulan züppe!’
Ne çabuk terk ettin beni be!
Yaması söküldü acılarımın;
Kanamış oluk olmuş içimdeki zehir
Yıkılmış üzerime
Seni taşıyamayan şehir!
Çığlığımı duymamışsın enkaz altında
Üzerine basıp geçmişsin hayatımın
Gençliğimin izini silmişsin,
Yarım ağız kuzgunluktayım
Köşede pantolonu yamalı bir garip görüyorum
Merhaba diye haykırıyorum
Duymuyor!
Sevmiyorum sesimi…
Garip!
Üç beş sevda hatırası,
Yamalı küçük heybemde taşıyorum
Ah diyorum!
Ah ömrümün karası
Yine de yaşıyorum
Yaşıyorum be!
Sana ne!
Düşmüşüm,
Üzerinde sloganlar olan bir duvar dibine
Kahır dolu bir sitemin gölgesinden kaldırmışlar
Son emelimi!
Tutmamışlar elimi!
Yaka paça giydirmişler ecelimi
Enes Ali