Dondurmalı Teravih

Bu yazı twitter sayfamda yazdığım “yaz ramazanlarını çok özleyeceğim” iletime karşı @affanorhan ın “kış ramazanlarının güzelliğini yaşamamış gibi” itirazından doğdu.

Zaten mevsimlerden en çok yaz mevsimini seviyorum bir de ruhumuzu temizleyen mübarek Ramazan ayı ile şereflenince daha bir sevdim. Ama belki de sadece onun için değil yaklaşık 10 yıl kadar bir süre yaşadığımız yaz ramazanlarında bana kalan tatlı hatıraları özleyeceğimdir.

Mesela yıl 2007’dir, günler ufaktan serinlemeye başlamış olsa da Ramazan hala sıcak olan ve kısa kollu giyindiğimiz bir vakte denk gelmiştir, gurbetten yeni dönmüşümdür, (İstanbul’dan ayrı her yer bana gurbettir) yaşım yirmi üçtür. Aynı evde yaşadığım insanlarla tatlı sahur sohbetleri vardır, televizyonda lalin reçellerinin reklamı bile kulağımdadır. Bazen akşamları eser atlarız arabaya amcamla Eyüp Sultan’a, Sultanahmet’e gider orada geceler sabaha doğru ezana yarım saat kala mutlaka o tatlı sahur sofrasına yetişiriz. Şimdiye nispeten çok daha mütevazı evlerde yaşarız ki uyuduğum odanın rutubet kokusunu şimdi bile duyumsuyorum.

Mesela yıl 2009’dur. Sevgili Dedem ve ninem de bizimle yaşıyor, ramazan iyice sıcaklara denk gelmiştir, akşama değin çekilen susuzluk yerini ezanla birlikte ferahlığa terk etmiştir.  Dondurmalı teravihler başlamıştır. Semtin tarihi camisinden çıkınca hemen solda neredeyse sahura kadar açık kalan tarihi dondurmacısı vardır ve teravih sonrası rutininin bir parçası olmuştur.

Yıl 2011’dir ve yaş 27’dir. Balayından geleli 4 gün olmuş taze evli bir çiftin birlikte geçireceği ilk ramazandır. Akşamları çıkarız yola semtimizin tarihi camisine gider teravih kılar çıkışta cami kapısında satılan taze fındıklardan alıp eve geçiyoruzdur. Hayatın olağan akışı içinde sıkıntılar illa ki vardır ama yine de bu ufak şeyler bile yaşam sürurudur.

Yıl 2015’tir ve artık evin tam karşısında bir cami vardır. Müezzinin ve imamın muhteşem sesleri ile okudukları kasideler teravihe gitmesen de evin içindedir. Balkondan bakarsın fevç fevç insanlar önce ibadethaneye doluşur sonra cıvıl cıvıl çocuk sesleri eşliğinde sanki yeniden yeryüzüne dağılır.

Yıl 2018’dir. Sultanahmet meydanında sokak sahurları vardır, Üsküdar’da Valide Sultan gemisinde iftar vardır. Bazen içinden öyle gelir diye toplarsın çoluk çocuğu (ki artık 3 çocuklu bir ailesindir) gider sahilde bir yere sofra kurarsın.

Uzar gider bu özlem dolu yazı. 2007 yılındaki ramazana geri dönmek için sanırım 2043’e değin beklememiz gerekeceği içindir bu özlem. Ömür vefa etse bile 59 yaşında bir dede olarak “hey gidi günler” demek için bu yazı yazılmıştır. İçeride çocukların sesi gelmektedir, ramazana iki gün kalmıştır, nisan ayının 22’si ve saat akşamın 22:01’idir.

Bu yazı burada noktalanmıştır.

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir