Marangoz ve Padişah – 1000 tabut öyküsü

kapı

Doğuanadolu bölgemizde neredeyse her Kürt evinde bir destan gibi anlatılır bu öykü. Kürtler bun gibi öykülere “çîrok” der. Sanılanın aksine zengin bir arşivi vardır Kürt kültürünün ve bu “çîrok” da onlardan biridir. Bu öyküyü Kürtçe’sinden hatırladığım şekli ile buraya Türkçe olarak aktaracağım. Gerçi bu birçok yerde farklı formatlarda nakledilen bir öykü ama ben ilk dinlediğim şekli ile sizlere aktarmaya çalışacağım. Umarım ilk defa yeltendiğim yazılı çeviri işini başarabilirim. Teslimiyetin ve tevekkülün öyküsü olan bu “çîrok” bize de güzel bir ders veriyor.

Padişah û Hosta Necar – Padişah ve Necar Usta (1000 Tabut hikayesi)

Zamanlardan bir zaman bir yörede zalim ve acımasız bir padişah yaşardı. Padişah bir gün şehrin sokaklarında yürürken bir kadın gördü ki kadın güzelliği ile dillere destan bir dilberdi. Padişah kadını görür görmez aşık oldu ve o an kadını elde etmenin yollarını düşündü. Sorup soruşturdu ve kadının evli olduğunu kocasının da Necar isminde bir marangoz ustası olduğunu öğrendi. Padişah zalim bir kimse olsa da evli bir kadını zorla alıkoyamazdı o sebeple vezirlerine bu konuyu danışmaya karar verdi. Vezirlerinden biri pek şeytani bir zekaya sahipti ve şöyle dedi:

– Kadının kocasına başaramayacağı bir iş verelim yapamadığı takdirde de idam edelim böylelikle kadın dul kalır ve siz emelinize ulaşırsınız.

Padişah bu öneriye pek sevindi ve derhal marangozun saraya getirilmesin emretti. Atölyesinde her şeyden habersiz çalışan Necar usta saraydan gelen adamlarca yaka paça alınıp saraya götürüldü ve derhal padişahın huzuruna çıkartıldı. Ayakları titreyen ustaya padişah şöyle dedi

– Sana yarın şafak vaktine kadar mühlet ya bize bin tane tabut hazırlarsın ya da kelleni vururum.

İşin aslını bilmeyen ama padişahın teklifini mecburen kabul eden Necar usta korku ve panikle evine gitti. Bunun mümkün olmadığını çok iyi biliyordu. Kocasını kapıda yüzü kireç gibi olmuş vaziyette karşılayan evin hanımı sordu:

– Hayırdır Necar usta hasta mısın ne oldu sana böyle?

– Sorma hanım başımıza gelenleri

Diye başlayarak sarayda olanları anlattı. Bunu duyan karısı büyük bir vakarla

– Necar Usta kalk ve her zaman yattığın gibi yat. Allah birdir kapıları bin. (haşiye)

Başını yastığa koyan ama bir türlü uyku tutmayan usta zor da olsa gözünü yummuş gibi oldu ki kapı hiddetle çalınmaya başladı. Usta şöyle bir dışarı baktı ki şafak sökülmeye çoktan başlamıştı. Umutsuz ve kederle kapıya doğru giderken karısına helallik ister gibi bir bakış attı premarin dosage.

Yanılmamıştı kapıda padişahın askerleri vardı. Necar Usta kapıyı yavaşça açıp:

– Ben bin tabut yapamadım.

Kapıdaki askerler nefes nefese biraz da kızgın çıkıştı ustaya:

– Ne bin tabutu be adam. Sabaha doğru padişah öldü en iyi ustanın sen olduğunu söylediler derhal padişah için bir tabut yap!

Hikaye(çîrok): Anonim (Gelêri)
Çeviri: Enes Ali

Haşiye: Hikayenin sonrası yok yahut artık bu noktadan sonra bir önemi yok. İşte bu öykü işi zora giren, yarını zor edenlere herkesin dilinde bir tekerleme gibidir. Haşiye notu koyduğum kısım orijinal dilinde güzel bir kafiyedir ve hikayenin esas merkezidir. “Hosta Necar rabe razê wek hercar \ Xwadê yeke dergah hezar”

 

Bir Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir