Bir muhafazakar dizi; How i met your mother

himymust

How i met your mother” özgün isimli dizi, Amerika yapımı, 9 sezon, 208 bölümlük uzun soluklu bir romantik komedi dizisi. 2005 yılından itibaren yayınlanmaya başlayan ve 2014 yılında final yapan bu diziyi 2008 yılında izlemeye başlamış, 2010 yılında ara vermiştim. Nihayet 2015’in Aralık ayından başlayarak ve bazı günler 8-10 bölüm izleyerek bu yılın Ocak ayının ortalarında bitirebildim.

Dizi hakkında uzun uzadıya izahat yazmayacağım ama bu diziyi izlemeyen kişilere bir parça spoiler vereyim.

Dizi bir babanın 2030 yılında çocuklarına yıllar önce anneleri ile nasıl tanıştığını anlatmak istemesiyle başlıyor. Tam 9 sezon ve 216 bölüm süren bu anlatış ekrana durum komedisi olarak yansıyor. Zaten azıcık İngilizce bilen de (how: nasıl i: ben met: tanışmak your: sizin: mother: anne) dizinin ismi ile bunu anlardı ne diye uğraşıyorum ki?

Başlığa geri dönelim; Neden bu bel altı sahneleri (daha çok diyaloglarda) bol olan diziye muhafazakâr yakıştırması yaptım?

İki amacım var aslında birincisi için bu yazı devam edecek ikinci sebebi ise önce zikredilsin; sansasyon uğruna!

Birinci sebebime gelince; evet dizi belli bir bel altı standardını aşmış olabilir ama bunu komedi için yapıyorlar ve zaten bizim ülkemizde de en çok böylesi esprilere gülünür. Ne yani kardeşim Türkiye’de “zevcem hanımefendi ile nasıl tanıştım” dizisi vardı da biz mi izlemedik? Sapkınlık derecesinde “yatak” muhabbeti elbette var. Daha doğrusu dizinin bir karakteri daha çok “hızlı çapkın” temeli üzerine inşa edilmiş. Neredeyse “beş parmağın beşi bir değil arkadaş” der gibi ana karakterler beş kişi. Bu beş kişinin ikisini evli bir çift oluşturuyor ve gayet sağlam bir evlilikleri, aile ortamları var. Bu eşlerden koca olan ise tamda başlıktaki gibi kendi kültürlerine göre son derece muhafazakâr ve aileye bağlı bir isim. Alttan alta “hayat durulunca güzel” mesajı sürekli işleniyor neredeyse. Dizinin en hızlı çapkını bile baba olunca, olmayacağına yemin ettiği bir adam oluveriyor.

Hem dizi gavur yapımı ve papazları kötü göstermiyorlar. Uyarlamasını ülkemize getirecek biri varsa lütfen aynısını imamlar içinde uygulasın. Yeşilçam’ın bitmek bilmez din adamı nefretini belki bir nebze dengeler, onca iftira ve kötü gösteren sahnelerinin günahını temizler.

Bir dizi yorumu olarak geç de olsa başladığım bu yazı bambaşka bir hüviyete büründü. Zaten dağınık yazmayı gerçekten seviyorum. Güncel bölümler yayınlanırken izlemeye başladığım sonra 5 sene ara verip 6. Sezondan itibaren tekrar izlediğim bu dizi hakkında genel bir yorumda da bulunayım.

Dizinin kurgusu, hikâyesindeki akıcılık ve akıl olağanüstü güzel. Her bir bölümü yirmi dakika olan bu diziyi izlerken “bu kadar kısa bölümlerle bu kadar net anlatışı nasıl beceriyorlar” düşüncesi ile birlikte “peki bizimkiler neden 90 – 120 hatta 140 dakika olabiliyor” sorusu da zihninizi meşgul ediyor. Çok az mantık hataları var elbette, daha çok yaşlandırmaların yeterli olmadığı görüşündeyim ama bu da İstanbul’da taş gibi gezen 60lık Amerikalıları düşününce de “olabilir” diye düşündürüyor.

Uzun lafın kısası dünya görüşünüzü ve kim olduğunuzu arka planda tutarak, “sadece bir televizyon dizisi” diyerek, boş bir zihinle izlediğiniz zaman bu dizinin yer yer muhafazakâr durduğunu, final bölümleri ile de muhafazakar bir vedada bulunduğunu anlayabilirsiniz.

Bana göre bu dizinin subliminal mesajı muhafazakârlıktır!

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir