Mutlu ol bu bir emirdir!

Esasen bu yazı Sinan Çetin’in belgeseli için  yazılıyor ama burada paylaştığım kısa filmin baş kahramanı Ahmet Koç olduğu için kendisine bir paragraf açmak bence zorunlu. Ahmet Koç’un biyografisini paylaşmayacağım isteyen istediği anda zaten bunu bulabilir, ben Ahmet Koç’un sanatı hakkında küçük bir yorumda bulunacağım;

Ahmet Koç iyi bir bağlama ustası gerçek anlamda bir sanatçı. Modern yahut klasik batı müziklerini bağlama ile çalabilen nadir insanlardan biri. Zaten başlığa konu olan kısa filmin ilham kaynağı da bizzat Ahmet Koç’un bu yeteneği. Deyim yerindeyse adam resmen sazla oynuyor ve en dip tınılara (böyle mi denir bilmiyorum ama) inebiliyor ve Mozart, Beethoven gibi klasik müzik üstadlarının ünlü bestelerini alaturka versiyona uyarlayabiliyor. Bu mükemmel bir yetenek ve olağanüstü bir fikir bence. Bu yazının ilk versiyonunu yazdığım 20 Nisan 2009’da zaten “Koç gibi maşallah” başlığını kullanmışım. Anlamsız şarkıların ve magazinel olarak ön planda olmanın sanat – sanatçı olduğu günümüzde Ahmet Koç gibi bir ustanın varlığı beni mutlu ediyor. Kendisine teşekkürü borç bilirim.

Gelelim yazının ana fikrine;

Yukarıda izlediğiniz kısa film Türkiye’nin hatıra defteri isimli Sinan Çetin imzalı belgeselin içinde yer alıyor. Kısa film’in ana düşüncesi halkın temel değerlerine karşı yasakçı bir yaklaşım sergileyen zihniyetin düşmüş olduğu gülünç durumu ironik bir biçimde izleyiciye aktarmak. Bence kısa film anlatmak istediğini aktarmada son derece başarılı olmuş. Militarist zihniyetin, darbeci aklın ve dayatmacı siyasetin hüküm sürdüğü zamanlarda modernleşme dayatması hakkında emri uygulayan anadolu çocuklarının bile anlamsız bir boşluğa düşüşünü anlatan bu güzel demokrasi dersi hepimize ibret olsun. Tarih bu bağlamda lütfen tekerrür etmesin.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir