Semih Kaplanoğlu’nun Buğday’ı

Buğday DVD kapağı
Buğday DVD kapağı

Tokyo film festivalinde Büyük ödül aldıktan sonra daha çok duyulan Semih Kaplanoğlu’nun “Grain” yani Buğday isimli filmini internetten sipariş ettiğim DVD sayesinde izleme şansı yakaladım. Sinemada salon bulamama ve yaygınlaşamama şikayetleri ile de gündem olduğu için ben DVD alıp izlemekte buldum çareyi. Eminim bu film için sinema çok daha iyi bir ortam olurdu. Ben ikinci izlememin sinemada olmasını isterim.

Senaryosunu eşi Leyla İpekçi ile birlikte yazan Semih Kaplanoğlu’nun şahsı etrafında koparılan lehte ve aleyhte tüm eleştirilere kulak tıkayıp filmi öyle izlemenizi tavsiye ederim. Ben de filmi basında yer aldığı şeklinin etkisinde kalarak değil bir Semih Kaplanoğlu filmi olarak ve herhangi bir önyargı yahut beklenti içinde olmadan izledim. Bu türe ne diyorlar bilmiyorum ama konusu bakımından “distopik bilim kurgu” yani gelecekte oluşabilecek olumsuzluklara maruz kalan toplumları konu alan bir film olduğunu yorumlardan öğrendim. Evet “distopya”yı da yeni öğrendim.

Filmin başlangıcı bana biraz karışık geldi ve ilkin sahnelere çok da yoğunlaşamadım. Film ilerledikçe kendimi bir anda hikâyenin içinde buldum. Her şeyden önce filmin kamera açıları, çekim kalitesi, ses kalitesi olağanüstü başarılı. Film İngilizce çekilmiş, Türkçe dublaj veya İngilizce – Türkçe altyazılı seçenekleri DVD’de yer almış.

Filmin geçtiği zaman dilimi net ifade edilmiyor olsa da bizden yarım asır yahut daha az bir süre sonrasında geçtiği hissine kapıldım. Kullanılan teknoloji çok da uzak bir zaman dilimine işaret etmiyor olsa da kullanılan arabanın bizden çeyrek asır kadar öncesine ait olması da ayrı bir işaret.

İnsanın kendi eli ile hazırlamış olduğu felaketten çıkma telaşı içindeki bir şirketin en başarılı genetikçisi olan Erol’un yeni buğday tohumları için başladığı yolculuğu bana insanlığın ana rahminden sonraki yolculuğunu anımsattı. Başlangıcı tehlikeli ve devamı daha tehlikeli bir yolculuk…

Buğday bilim kurgu tarzında hayata geçirilen, asıl amacı tasavvufi bir gerçeğe; kıyamete ve ölüme işaret eden bir amaç taşıyor. En nihayetinde insanın öleceğini, bir gün tüm kaynakların tükeneceğini, cüzi iradenin bir zaman sonra çaresiz kalacağını, arayışların fayda etmeyeceğini tefekkür ettiren bir gerçekliğin hikâyesi.

Filmde içinden çıkamadığım ve nedenini bir türlü bulamadığım bir çok sahne var. Bir kere daha izleyip yine üzerinde düşüneceğim ama genelini ele aldığım zaman beni derin düşüncelere sevk ettiği için olsa gerek filmi çok beğendim. Bu yazıyı filmi izledikten bir müddet sonra kaleme alıyorum zira ilk etki ile yazılan yorumları sevmiyorum, bence düşüncelerin de bir terbiyeye yatırılma zamanı olmalı.

Spoyler vermeme telaşı ile film hakkındaki düşüncemi tam anlatabidim mi bilmiyorum ama kısacası buradan bir DVD sipariş ederek izlemenizi tavsiye ederim. Benim kıt sinema bilgim bana ancak bu kadar yorum yaptırdı.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir